Askerlik ve..
“ — Melekler ; kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara ; “Ne yapıyordunuz ?” derler. Onlar da: “Biz yeryüzünde zayıf kimselerdik.” derler.Melekler de:”Allah’ın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya ” derler.İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü dönüş yeridir. “ (Nisa 97)
Kur’an-ı Kerim’de geçen bu ayetin nuzul ( iniş ) sebebi , bu ayetin tefsirlerinde anlatılmaktadır , ve bizim için bu konuda mihenk noktası olmaktadır . Nisa suresinin 97 ayetinin tefsirinin haricinde , Buhari ( r.a. ) şöyle rivayet etmektedir.
Halka karşı haşin tavırlı, çatık kaşlı, halkını horlayan, küçük gören, halkı ezmekten, dipçiklemekten garip bir haz duyan, halkının inançlarıyla alay eden, ordu içinde değil namaz kılmak, namaz kılanlara müsamaha eden subay ve astsubayları bile içinde barındırmayan, değil kışlada, sokakta, lojmanlarda bile başını kapatan hanımların subay eşlerini ordudan ihraç sebebi sayan bu kemalist generaller, halkın huzurunu ve devletin sınırlarını koruyabilir mi?
Malûm; Askerleri bağlayan bir “Disiplin Hukuku” ve o hukuka aykırı eylemlerin “ceza”larını düzenleyen bir “kanun” var… Evet; “477 Sayılı Yargılama Usûlü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkındaki Kanun”dan söz ediyorum… Bu kanunun “58. Madde”sinde, aynen şöyle deniliyor:
“Resmî üniforma ile genelevlere, kumarhanelere, meyhanelere, barlara ve girilmesi garnizon komutanlıklarınca yasaklı yerlere girenler veya sarhoşluğu gizlenmeyecek derecede olanlar; yedi günden, bir aya kadar oda veya göz hapsi cezası ile cezalandırılırlar!”
Madde, gayet açık: “Üniformalı” olarak, “genelev”e, “kumarhane”ye, “meyhane ve bar”lara gitmenin cezası, 7 günden 1 aya kadar “oda” veya “göz” hapsi!.. Ama; Aynı “üniforma” ile “cami”ye gidip “namaz” kılarsan, yallah!.. Hem de, “ceza hukuku” kapsamında böyle bir “suç” yokken!..
Üniforma ile “cami”ye gitmek, “kerhaneye” veya “meyhane”ye gitmekten daha ağır ceza ile çarptırılıyor.Bu en yakın tarihimizde “ Ardahan”da bir astsubayın başına gelmiştir. Ve Hürriyet gazetesinde 6 Şubat 2004 tarihinde haber olmuştur. Buraya gazetenin internet sayfa adresindeki konu adresini yazarak , haber kaldığı sürece okurların bu haberi orijinal gazetenin linkinden bulabileceklerdir.
( http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~7@tarih~2004-02-06-m@nvid~366946,00.asp)
Irak’a Türk askerinin girmesi için mecliste daha tezkere denilen utanç belgesi meclisten geçmeden, yani sivil irade belirmeden, Amerikan askerleri güneydoğuyu işgal ediyor. Gerek çeşitli silah araç ve gereçlerini, gerekse lojistik mühimmatını, tüm ağırlıklarını limanlarımızdan içeri sokuyor. Tüm ağır bombardıman savaş uçakları ve nakliye uçakları havaalanlarımıza iniyor. Denizden ve havadan onbinlerce Amerikan Coni´si (askeri) topraklarımıza giriyor. Sınırlarımızı korumakla görevli ordumuzdan tık yok, ses-seda yok! Peki bu komutanlar vatanı nasıl koruyorlar? Kime karşı, kimden koruyorlar?
Bu komutanlar, ki başörtüsü ile okumak isteyen öğencilerin tutumunu, İmam-Hatip okullarına halkın teveccühünü vatana ihanet sayarak, hükümetlere muhtıra verirken, TV ekranlarına birifinglerle, çeşitli basın yoluyla açıklamalar yaparak ve sokaklarda kendi halkına karşı tankları yürüten kukla generaller neredesiniz? Vatan işgale uğramış! Vatan hainleri, sizlerin görevi vatanı korumak değil mi? Vatan gelirinin üçte birini hortumlayan, bununla da yetinmeyip müslümanların hayır ve hasenatına da el koyan, kendi halkına karşı kabadayılık yapan, kahraman ordumuzun, kahraman generalleri (!) neredesiniz? Vatan fiilen işgal edilmişken, yıllardır vatan edebiyatı yaparak, milletin ensesinde boza pişiren kalpazanlar neredesiniz?
Şu hale bakınız, Amerika gelmiş yurdun bir kısmını işgal etmiş, istediği yerde askerlerini konuşlandırıyor, istediği gibi serbest hareket ediyor, tasarrufta bulunuyor, bizim topraklarımızda, bizim halkımızı, askerimizi yerel yönetimleri kale almıyor. Amerikan gazeteleri “Güney doğuda Türk askerleri uzaklaştırılsın, Amerikan askerlerine yaklaşmasınlar, çatışma çıkabilir!“ diye manşetler atılıyor. Bizim çeteci komutanlardan hiç bir ses, hiç bir açıklama yok!.. Demek ki, tehlike yok! Demek ki, vatan emin ellerde! Demek ki, vatanı bizim generaller adına Amerikan Coni´ler koruyor! Hayır, bu ordu müslüman Türk halkının ordusu değildir! Türk halkının emrinde ve hizmetinde değildir! Amerika´nın emrinde ve Amerikan direktifleri ile hareket eden, sivil hükümetleri baskı altında tutan, onları hizaya getiren, Türkiye´deki Amerikan müttefikleri, Amerika´nın yerli işbirlikçileri!..
Bu ordu, ordu olmaktan çıkmış, siyasallaşmış!.. Elindeki milletin gücünü millete karşı kullanan ve bu güce dayanarak, yargıyı, politik partileri ve hükümetleri, basın-yayın, medyayı, bütün sivil kurumları baskı altında tutmaktadır. Ona karşı gelenin, onu eleştirenin akibeti meçhuldür!
| Camide üniforma ile namaza ihraç | |
| Ardahan’da bir astsubayın üniformayla camiye gittiği için ordudan ihraç edilmesine ilişkin karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nce onaylandı. Mahkeme, kararın ‘‘ibadetin TSK aleyhine siyasi propaganda vesilesi yapılmaması’’ için alındığını açıkladı.
ASKERİ Yüksek İdare Mahkemesi, askeri mahkemede beraat etmesine rağmen, üniformayla camiye giden astsubayın ordudan atılmasını uygun buldu. Ardahan Jandarma Karakolu Yardımcısı astsubay hakkında, Çukurca Merkez Camii’nde üniformalı giderek ibadet ettiği gerekçesiyle Jandarma Asayiş Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde dava açıldı. Ancak astsubayın dava sonuçlanmadan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ilişiği kesildi. Bu arada astsubay, suçun ceza hukukunda düzenlenmediği gerekçesiyle beraat etti. Astsubay, bunun üzerine, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne (AYİM) başvurdu. AYİM, astsubayın ordudan atılmasını onaylayarak, davayı reddetti. AYİM, sözkonusu kararında, ibadetin kimi çevrelerce, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni araç edinip siyasi propaganda vesilesi yapılmasının önlenmesi amacıyla, bu kararın verildiğine işaret edildi. Kararda, şöyle denildi: EMİR VERMİŞTİK ‘‘Anayasal bir güvence altına alınan din ve vicdan hürriyetine, Anayasa’ya aykırı olarak herhangi bir kısıtlama getirilemeyeceği açıktır. Ancak ibadetin kimi çevrelerce Türk Silahlı Kuvvetleri’ni araç edinip siyasi propaganda vesilesi yapılmasının önlenmesi amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir parçası olan Jandarma teşkilatının özellikli görevi de dikkate alınarak verilen birlik dışındaki mescit ya da camilere, rütbeli personelin resmi elbise ile gitmemeleri, sivil elbise ile gitmeleri yolundaki emrin, ceza hukuku açısından suç oluşturmasa da Silahlı Kuvvetler’in konumu da göz önüne alınarak, idare hukuku açısından, ayırma işleminin oluşturulmasına gerekçe teşkil edecek nitelik ve nicelikte olduğu, davacının artık bu hizmet için elverişli bir kişi olma vasfını yitirdiği, tesis edilen idari işlemin tüm unsurları açısından hukuka uygun olduğu vicdani kanaatine varılmıştır.’’ |
|
