Allah’a kulluk

mehmet selim polatAlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur. Yalnızca O vardır ve hiçbir ortağı yoktur. Şehadet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve Resulüdür. Salât ve selâm O’nun üzerine olsun.

قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

«De ki: Mülkün sahibi, varlığın Hâkimi olan Allah’ım, mülkü, hâkimiyyeti dilediğine verir, dilediğinden alırsın. Dilediğini güçlü kılar, dilediğini alçaltırsın» (3 Âl-i İmrân  26).

وَمَا بِكُم مِّن نِّعْمَةٍ فَمِنَ اللّهِ ثُمَّ إِذَا مَسَّكُمُ الضُّرُّ فَإِلَيْهِ تَجْأَرُونَ

«Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Başınıza bir darlık geldiğinde de yalnız O’na feryâd edersiniz» (16 Nahl   53).

وَإِن يَمْسَسْكَ اللّهُ بِضُرٍّ فَلاَ كَاشِفَ لَهُ إِلاَّ هُوَ وَإِن يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدُيرٌ

«Allah seni bir darlıkla yoklayacak olsa, onu yine kendisinden başka kimse gideremez. Bir hayır verecek olsa, artık O’nun ihsanına da kimse engel olamaz» (6 En’âm 17).

مَـلِكِ يَوْمِ الدِّينِ

«Ancak sana kulluk eder, ancak senden yardım isteriz» (1 Fatiha 4).

وَلِلّهِ غَيْبُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَإِلَيْهِ يُرْجَعُ الأَمْرُ كُلُّهُ فَاعْبُدْهُ وَتَوَكَّلْ عَلَيْهِ وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

«Artık O’na kulluk et ve O’na dayan» (11 Had  123).

كَذَلِكَ أَرْسَلْنَاكَ فِي أُمَّةٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهَا أُمَمٌ لِّتَتْلُوَ عَلَيْهِمُ الَّذِيَ أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ وَهُمْ يَكْفُرُونَ بِالرَّحْمَـنِ قُلْ هُوَ رَبِّي لا إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ مَتَابِ

«Ancak O’na dayandım, dönüş yalnız O’nadır» (13 Ra’d  30.)

يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

«Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ı teşbih eder. Saltanat O’nun, hamd O’nundur. O herşeye kadirdir» (64 Teğâbun  1.)

فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنبِكَ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مُتَقَلَّبَكُمْ وَمَثْوَاكُمْ

«Bil ki: Allah’tan başka ilâh yoktur. Kendi günahına ve kadın -erkek bütün müminlerin günahına mağfiret dile» (47 Muhammed 19.)

وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ قُلْ أَفَرَأَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ إِنْ أَرَادَنِيَ اللَّهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّهِ أَوْ أَرَادَنِي بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِهِ قُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ

«De ki: Ne dersiniz, Allah bana bir zarar vermek istese, o Allah’tan başka yalvardıklarınız mı O’nun verdiği bir sıkıntıyı giderecek; Allah benim için bir rahmet murad etse, onlar mı tutup önleyiverecekler» ( 39 Zümer   38.)

قُلِ ادْعُوا الَّذِينَ زَعَمْتُم مِّن دُونِ اللَّهِ لَا يَمْلِكُونَ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ فِي السَّمَاوَاتِ وَلَا فِي الْأَرْضِ وَمَا لَهُمْ فِيهِمَا مِن شِرْكٍ وَمَا لَهُ مِنْهُم مِّن ظَهِيرٍ وَلَا تَنفَعُ الشَّفَاعَةُ عِندَهُ إِلَّا لِمَنْ أَذِنَ لَهُ حَتَّى إِذَا فُزِّعَ عَن قُلُوبِهِمْ قَالُوا مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ قَالُوا الْحَقَّ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ

«De ki: Çağırın şu Allah’tan başka kendilerinden bir şeyler umduklarınızı, birşeyler var sandıklarınızı. Onlar ne göklerde ve ne de yerde zerre kadar birşeye sahip değillerdir. Ne göklerde, ne yerde Allah’a bir ortaklıkları olmadığı gibi, O’nun onlardan hiçbir destekçisi de yok. Allah’ın izin verdikleri dışında kimsenin şefaati fayda vermez» (34 Sebe’ 22-23.)

قُلِ ادْعُواْ الَّذِينَ زَعَمْتُم مِّن دُونِهِ فَلاَ يَمْلِكُونَ كَشْفَ الضُّرِّ عَنكُمْ وَلاَ تَحْوِيلاً أُولَـئِكَ الَّذِينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ إِلَى رَبِّهِمُ الْوَسِيلَةَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ وَيَرْجُونَ رَحْمَتَهُ وَيَخَافُونَ عَذَابَهُ إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ كَانَ مَحْذُورًا

«De ki: Çağırın şu O’ndan başka ümit beslediklerinizi, gördünüz ya onlar ne bir sıkıntıyı sizden giderebilir, ne de başka bir yana çevirebilir. Onlar – Allah’a en yakın olanları da dahil olmak üzere -Rablerine varacak vesileye sarılır, O’nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı cidden korkunçtur» (17 İsrâ 56-57)

وَلَا تَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

«Allah ile beraber başka hiçbir ilâha yalvarma. O’ndan başka ilâh yoktur. O’ndan başka herşey helak olacaktır. Hüküm yalnızca O’nun ve O’na döndürüleceksiniz»(28 Kasas 88.)

وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذِي لَا يَمُوتُ وَسَبِّحْ بِحَمْدِهِ وَكَفَى بِهِ بِذُنُوبِ عِبَادِهِ خَبِيرًا الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ الرَّحْمَنُ فَاسْأَلْ بِهِ خَبِيرًا

«Ve hiç ölmeyecek yegâne diriye (Allah’a) tevekkül et ve O’na hamdederek teşbihte bulun. Kullarının günahlarını O’nun bilmesi yeter. Gökleri, yeri ve arasındakileri yaratan O’dur» (25 Fürkân 58-59.)

وَمَا أُمِرُوا إِلَّا لِيَعْبُدُوا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ حُنَفَاء وَيُقِيمُوا الصَّلَاةَ وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ وَذَلِكَ دِينُ الْقَيِّمَةِ

«Halbuki onlara yalnızca Allah’a ve dini sırf O’na tanıyarak dosdoğru kulluk etmeleri, namazı dosdoğru kılıp zekâtı vermeleri emrolunmuştu» ( 98 Beyyine 5.)

Bu ve buna benzer birçok âyet ve hadîs vardır. Özellikle ilim ve îman ehli kimseler başta olmak üzere, ümmetin icma’larında da bu vardır. Çünkü bu (yani Allah’ı İlâh Olarak Birleme Kaidesi) ümmet nazarında dinin odağını teşkil eder ki, hakikat de budur.

Henüz yorum yok

Yorum Yapın

Note: You can use basic XHTML in your comments. Your email address will never be published.

Subscribe to this comment feed via RSS